Kentin tarihi oldukça eskiye, M.Ö: 13. yüzyıla kadar uzanır.
Hitit metinlerinde “Patar” olarak anılan yerleşim, arkeolojik bulgulara göre M.Ö: 5500’lü yıllara, yani Erken Tunç Çağı’na kadar insan yerleşimine sahne olmuştur.
Likya dilinde Pttara olarak
geçen kent, Antik Yunan
tarihçi Herodot, Patara’yı
tanrı Apollon’un kutsal
merkezi ve kehanet
merkezi olarak tanımlar.
Apollon’un Delphi’deki tapınağından sonra en önemli kehanet merkezi kabul edilen Patara’da, tanrının kış aylarını burada geçirdiği ve kehanetlerin yalnızca bu dönemde verildiğine inanılırdı.
Mitolojiye göre kent, Apollon’un oğlu Patarus tarafından kurulmuştur.
Patara, M.Ö: 2. yüzyılda Likya Birliği’nin başkenti konumuna yükselmiştir.
Likya Birliği, antik
dünyada bilinen ilk temsili
demokrasi örneklerinden
biri olarak kabul edilir ve
23 kentten oluşan bu
federasyonun meclis
toplantıları Patara’daki
Meclis Binası’nda yapılırdı.
Birliğin en güçlü
kentlerinden biri olan
Patara, üç oy hakkına
sahip altı kent arasında
yer alır.
Bu demokratik yapının,
çok yüzyıl sonra ABD
Anayasası’nın
şekillenmesinde ilham
kaynağı olduğu bile öne
sürülmektedir.
Hellenistik dönemde
sırasıyla Ptolemaioslar,
Seleukoslar ve Rodos’un
egemenliğine giren kent,
M.Ö: 43’te Roma
İmparatorluğu’na katılarak
Likya-Pamfilya eyaletinin
başkenti olmuştur.
Roma döneminde önemli bir tahıl limanı ve deniz üssü olarak kullanılan Patara, Anadolu’dan Roma’ya buğday sevkiyatının merkezi konumundaydı.
İmparator Hadrianus zamanında inşa edilen görkemli Granarium (tahıl ambarı) günümüzde hâlâ ayakta duran en etkileyici yapılardan biridir.
Kentte görülen başlıca
kalıntılar arasında:
Roma Zafer Takı (Kent
Kapısı – M.S: 100 civarı)
Antik Tiyatro (yaklaşık
10.000 kişilik) Meclis
Binası (Bouleuterion)
Dünyanın bilinen en eski
deniz feneri kalıntısı
Hadrianus Granarium’u
Hamamlar, agora,
nekropol ve Likya tipi
lahitler sayılabilir.
Kazılar 1988 yılından beri aralıksız devam etmekte ve her yıl yeni buluntular gün yüzüne
çıkarılmaktadır.
Patara sadece tarih ve arkeoloji açısından değil, doğal güzellikleriyle de büyüleyicidir.
Antik kentin hemen yanı başındaki 18 km uzunluğundaki ince kumlu plaj, Caretta caretta deniz kaplumbağalarının en önemli yumurtlama alanlarından biridir.
Bu nedenle plajın bir kısmı koruma altına alınmıştır ve gece ziyaretlere kapalıdır.
Ayrıca Patara, Noel Baba olarak bilinen Aziz Nikolaos’un (St. Nicholas) doğduğu ve büyüdüğü kent olarak da dünya çapında tanınır.
Hristiyanlık tarihinde önemli bir yere sahip olan bu bilgi, kenti dini-turistik açıdan da değerli kılar.
Patara Antik Kenti, Likya’nın “Işık Ülkesi”nin kalbi olarak, Hititlerden Osmanlı’ya uzanan binlerce yıllık birikimiyle bugün hâlâ ayakta
durmakta ve
ziyaretçilerine tarih, doğa
ve mitolojinin eşsiz bir
karışımını sunmaktadır.
UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan bu eşsiz destinasyon, Akdeniz’in en özel antik kentlerinden biri olmaya devam ediyor.
Bir sonraki yazımızda görüşene dek, Esen kakın.
RAMAZAN ATASOY
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ramazan Atasoy
PATARA ANTİK KENTİ
Likya’nın Başkenti ve
Tarihin Işık Ülkesi
Patara Antik Kenti,
Türkiye’nin Akdeniz
kıyısında, Antalya’nın Kaş
ilçesine bağlı Gelemiş
köyü yakınlarında yer alan,
Likya Uygarlığı’nın en
önemli ve en eski
yerleşimlerinden biridir.
Fethiye ile Kalkan
arasında, Xanthos
Vadisi’nin denize açılan
tek doğal limanı
konumunda bulunan
Patara, bu stratejik
avantajı sayesinde
binlerce yıl boyunca
önemli bir liman kenti ve siyasi merkez olarak
varlığını sürdürmüştür.
Kentin tarihi oldukça eskiye, M.Ö: 13. yüzyıla kadar uzanır.
Hitit metinlerinde “Patar” olarak anılan yerleşim, arkeolojik bulgulara göre M.Ö: 5500’lü yıllara, yani Erken Tunç Çağı’na kadar insan yerleşimine sahne olmuştur.
Likya dilinde Pttara olarak
geçen kent, Antik Yunan
tarihçi Herodot, Patara’yı
tanrı Apollon’un kutsal
merkezi ve kehanet
merkezi olarak tanımlar.
Apollon’un Delphi’deki tapınağından sonra en önemli kehanet merkezi kabul edilen Patara’da, tanrının kış aylarını burada geçirdiği ve kehanetlerin yalnızca bu dönemde verildiğine inanılırdı.
Mitolojiye göre kent, Apollon’un oğlu Patarus tarafından kurulmuştur.
Patara, M.Ö: 2. yüzyılda Likya Birliği’nin başkenti konumuna yükselmiştir.
Likya Birliği, antik
dünyada bilinen ilk temsili
demokrasi örneklerinden
biri olarak kabul edilir ve
23 kentten oluşan bu
federasyonun meclis
toplantıları Patara’daki
Meclis Binası’nda yapılırdı.
Birliğin en güçlü
kentlerinden biri olan
Patara, üç oy hakkına
sahip altı kent arasında
yer alır.
Bu demokratik yapının,
çok yüzyıl sonra ABD
Anayasası’nın
şekillenmesinde ilham
kaynağı olduğu bile öne
sürülmektedir.
Hellenistik dönemde
sırasıyla Ptolemaioslar,
Seleukoslar ve Rodos’un
egemenliğine giren kent,
M.Ö: 43’te Roma
İmparatorluğu’na katılarak
Likya-Pamfilya eyaletinin
başkenti olmuştur.
Roma döneminde önemli bir tahıl limanı ve deniz üssü olarak kullanılan Patara, Anadolu’dan Roma’ya buğday sevkiyatının merkezi konumundaydı.
İmparator Hadrianus zamanında inşa edilen görkemli Granarium (tahıl ambarı) günümüzde hâlâ ayakta duran en etkileyici yapılardan biridir.
Kentte görülen başlıca
kalıntılar arasında:
Roma Zafer Takı (Kent
Kapısı – M.S: 100 civarı)
Antik Tiyatro (yaklaşık
10.000 kişilik) Meclis
Binası (Bouleuterion)
Dünyanın bilinen en eski
deniz feneri kalıntısı
Hadrianus Granarium’u
Hamamlar, agora,
nekropol ve Likya tipi
lahitler sayılabilir.
Kazılar 1988 yılından beri aralıksız devam etmekte ve her yıl yeni buluntular gün yüzüne
çıkarılmaktadır.
Patara sadece tarih ve arkeoloji açısından değil, doğal güzellikleriyle de büyüleyicidir.
Antik kentin hemen yanı başındaki 18 km uzunluğundaki ince kumlu plaj, Caretta caretta deniz kaplumbağalarının en önemli yumurtlama alanlarından biridir.
Bu nedenle plajın bir kısmı koruma altına alınmıştır ve gece ziyaretlere kapalıdır.
Ayrıca Patara, Noel Baba olarak bilinen Aziz Nikolaos’un (St. Nicholas) doğduğu ve büyüdüğü kent olarak da dünya çapında tanınır.
Hristiyanlık tarihinde önemli bir yere sahip olan bu bilgi, kenti dini-turistik açıdan da değerli kılar.
Patara Antik Kenti, Likya’nın “Işık Ülkesi”nin kalbi olarak, Hititlerden Osmanlı’ya uzanan binlerce yıllık birikimiyle bugün hâlâ ayakta
durmakta ve
ziyaretçilerine tarih, doğa
ve mitolojinin eşsiz bir
karışımını sunmaktadır.
UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan bu eşsiz destinasyon, Akdeniz’in en özel antik kentlerinden biri olmaya devam ediyor.
Bir sonraki yazımızda görüşene dek, Esen kakın.
RAMAZAN ATASOY