Samsun’un İlkadım ilçesinde, il merkezine yaklaşık 3 km güneydoğusunda yer alan Dündartepe Höyüğü (Öksürütepe), Karadeniz kıyılarının önemli arkeolojik yerleşimlerinden biridir.
Günümüzde kentin yapılaşması içinde kalan höyük, Mert Deresi’nin verimli kıyısında, 220 x 200 metre taban ölçüleri ve yaklaşık 15 metre yüksekliğiyle dikkat çeker.
Höyük, Öksürük Tepe adını tepesinde bulunan aynı isimli bir yatırdan almıştır.
1991 yılında tescillenmiş olan alan, tarım, yapılaşma ve demiryolu çalışmaları nedeniyle önemli tahribat görmüştür.
Höyükteki ilk sistematik kazılar 1940-1941 yıllarında Prof. Dr. İsmail Kılıç Kökten ve Prof. Dr. Nimet Özgüç başkanlığındaki ekip tarafından gerçekleştirilmiştir.
Kazıların temel amacı, Karadeniz’in tarihöncesi kültürlerini İç Anadolu ve Marmara bölgeleriyle ilişkilendirmekti.
Çalışmalar, höyüğün üç ana kültür katını ortaya çıkarmıştır:
Kalkolitik Çağ, Erken Tunç Çağı ve Hitit Dönemi.
En alt katmanda Kalkolitik Dönem’e (yaklaşık M.Ö: 5900-3200) ait yapı kalıntıları, el yapımı seramikler, pişmiş toprak ağırlıklar ve çakmaktaşı aletler bulunmuştur.
Obsidyen (volkanik cam) bıçaklar gibi buluntular, Samsun Arkeoloji ve Etnografya Müzesi’nde sergilenmektedir.
Höyüğün tepesindeki en üst yerleşim Erken Tunç Çağı’na aittir.
Bu katmanda yangın izleri taşıyan dörtgen planlı ev kalıntıları, taş temelsiz dal-örgü duvarlar ve kil sıvalı tabanlar ortaya çıkarılmıştır.
Çanak çömlekler arasında kırmızı-kahverengi kaplar, geometrik bezemeli beyaz boyalı örnekler ve İç Anadolu (Alacahöyük, Alişar) ile benzerlik gösteren formlar öne çıkar.
Yamaçlarda ise Hitit Dönemi’ne (M.Ö: 1500-1200 civarı) ait tabakalar tespit edilmiştir.
Taş temelli kerpiç evler, çark yapımı seramikler, pişmiş toprak mühürler ve hayvan figürinleri bu döneme işaret eder.
Madeni buluntular (bakır-tunç aletler ve silahlar), bölgenin erken madencilik faaliyetlerini gösterir.
Kemik aletler, ağırşaklar ve idoller ise günlük yaşam, dokumacılık ve inançlara dair ipuçları sunar.
Yerleşimde çocuk gömüsü dışında mezarlara rastlanmamıştır; ölüler muhtemelen höyük dışında gömülüyordu.
Dündartepe, Karadeniz’de erken şehirleşme ve kültür ilişkilerinin kanıtı olarak bilimsel öneme sahiptir.
İkiztepe gibi komşu yerleşimlerle birlikte değerlendirildiğinde, bölgenin Tunç Çağı’ndaki dinamik ticaret ve kültürel etkileşim ağını aydınlatır.
Ne yazık ki kentleşmenin baskısı altında kalan höyük, gelecekteki kazı ve koruma çalışmaları için acil müdahale beklemektedir.
Bugün Samsun’un kalbinde tarihe meydan okuyan Dündartepe, ziyaretçilerine binlerce yıllık bir mirası hissettirir.
Kentin tarihi dokusunu anlamak isteyenler için önemli bir duraktır.
Bu höyük, Samsun’un sadece modern bir liman kenti değil, aynı zamanda Anadolu’nun kadim medeniyetlerinin bir parçası olduğunu kanıtlar.
Bir sonraki yazımızda görüşene dek, Esen kalın.
RAMAZAN ATASOY
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ramazan Atasoy
DÜNDARTEPE (ÖKSÜRÜKTEPE) HÖYÜĞÜ
Samsun’un Binlerce Yıllık Tanığı:
Samsun’un İlkadım ilçesinde, il merkezine yaklaşık 3 km güneydoğusunda yer alan Dündartepe Höyüğü (Öksürütepe), Karadeniz kıyılarının önemli arkeolojik yerleşimlerinden biridir.
Günümüzde kentin yapılaşması içinde kalan höyük, Mert Deresi’nin verimli kıyısında, 220 x 200 metre taban ölçüleri ve yaklaşık 15 metre yüksekliğiyle dikkat çeker.
Höyük, Öksürük Tepe adını tepesinde bulunan aynı isimli bir yatırdan almıştır.
1991 yılında tescillenmiş olan alan, tarım, yapılaşma ve demiryolu çalışmaları nedeniyle önemli tahribat görmüştür.
Höyükteki ilk sistematik kazılar 1940-1941 yıllarında Prof. Dr. İsmail Kılıç Kökten ve Prof. Dr. Nimet Özgüç başkanlığındaki ekip tarafından gerçekleştirilmiştir.
Kazıların temel amacı, Karadeniz’in tarihöncesi kültürlerini İç Anadolu ve Marmara bölgeleriyle ilişkilendirmekti.
Çalışmalar, höyüğün üç ana kültür katını ortaya çıkarmıştır:
Kalkolitik Çağ, Erken Tunç Çağı ve Hitit Dönemi.
En alt katmanda Kalkolitik Dönem’e (yaklaşık M.Ö: 5900-3200) ait yapı kalıntıları, el yapımı seramikler, pişmiş toprak ağırlıklar ve çakmaktaşı aletler bulunmuştur.
Obsidyen (volkanik cam) bıçaklar gibi buluntular, Samsun Arkeoloji ve Etnografya Müzesi’nde sergilenmektedir.
Höyüğün tepesindeki en üst yerleşim Erken Tunç Çağı’na aittir.
Bu katmanda yangın izleri taşıyan dörtgen planlı ev kalıntıları, taş temelsiz dal-örgü duvarlar ve kil sıvalı tabanlar ortaya çıkarılmıştır.
Çanak çömlekler arasında kırmızı-kahverengi kaplar, geometrik bezemeli beyaz boyalı örnekler ve İç Anadolu (Alacahöyük, Alişar) ile benzerlik gösteren formlar öne çıkar.
Yamaçlarda ise Hitit Dönemi’ne (M.Ö: 1500-1200 civarı) ait tabakalar tespit edilmiştir.
Taş temelli kerpiç evler, çark yapımı seramikler, pişmiş toprak mühürler ve hayvan figürinleri bu döneme işaret eder.
Madeni buluntular (bakır-tunç aletler ve silahlar), bölgenin erken madencilik faaliyetlerini gösterir.
Kemik aletler, ağırşaklar ve idoller ise günlük yaşam, dokumacılık ve inançlara dair ipuçları sunar.
Yerleşimde çocuk gömüsü dışında mezarlara rastlanmamıştır; ölüler muhtemelen höyük dışında gömülüyordu.
Dündartepe, Karadeniz’de erken şehirleşme ve kültür ilişkilerinin kanıtı olarak bilimsel öneme sahiptir.
İkiztepe gibi komşu yerleşimlerle birlikte değerlendirildiğinde, bölgenin Tunç Çağı’ndaki dinamik ticaret ve kültürel etkileşim ağını aydınlatır.
Ne yazık ki kentleşmenin baskısı altında kalan höyük, gelecekteki kazı ve koruma çalışmaları için acil müdahale beklemektedir.
Bugün Samsun’un kalbinde tarihe meydan okuyan Dündartepe, ziyaretçilerine binlerce yıllık bir mirası hissettirir.
Kentin tarihi dokusunu anlamak isteyenler için önemli bir duraktır.
Bu höyük, Samsun’un sadece modern bir liman kenti değil, aynı zamanda Anadolu’nun kadim medeniyetlerinin bir parçası olduğunu kanıtlar.
Bir sonraki yazımızda görüşene dek, Esen kalın.
RAMAZAN ATASOY