SON DAKİKA
Hava Durumu

25 Nisan bayrak gününe dair...

Yazının Giriş Tarihi: 12.05.2026 08:32
Yazının Güncellenme Tarihi: 12.05.2026 08:32

25 Nisan Çerkes Bayrak Günü’nün o mağrur ruhuyla, kalpten kalbe giden bir köprü kurmak gerekirse, bu yazı hem bir vefa borcu hem de geleceğe bırakılan bir mirasın pusulasıdır.

Göklerin Altında, Dillerin Gölgesinde: 25 Nisan’ın Yankısı

Bugün gökyüzüne baktığımızda dalgalanan o yeşil sancak, sadece bir simge değil; on iki yıldızın kardeşliği, üç okun kararlılığı ve binlerce yıllık bir vakarın özetidir. Ancak bir milleti millet yapan, bayrağın gölgesinde hangi kelimelerle nefes aldığıdır. Eskilerin dediği gibi, "xabze bghuémé, bze bghuépş" (Dilin varsa, varsın). Eğer dil susarsa, bayrak rüzgârda sallansa da ruhu öksüz kalır.

Dilin Bilimsel Mucizesi: Bir Kimlik İnşası

Dil, sadece bir iletişim aracı değil, beynimizin dünyayı algılama biçimidir. Ünlü dilbilimci Edward Sapir ve Benjamin Lee Whorf’un teorilerine göre, konuştuğumuz dil düşünce yapımızı şekillendirir. Bizim ana dilimiz olan Adıgabze ve Abhazca, doğayla, saygıyla ve "Adige xabze" dediğimiz o eşsiz ahlak yasasıyla örülüdür. Bu eşsiz ahlak yasasını en iyi kavrama ve anlamamızın temelinde de dillerimiz yatar. Çünkü anlamanın en kıymetli hazinesi dillerimizdir.

Bilim insanları, ana dilini kaybeden bireylerin kolektif hafızasından da koptuğunu söyler. Lev Vygotsky’nin vurguladığı gibi, dil sosyal gelişimin merkezidir. Bizim için bu gelişim, bir büyüğün yanındaki duruşumuzdan, bir misafiri ağırlama şeklimize kadar her ayrıntıda gizlidir. Ana dilini unutan bir nesil, sadece kelimeleri değil, o kelimelerin taşıdığı bin yıllık geçmişe de mesafe koymuş olur. Çünkü beyin farklı dildeki yasaları yine farklı dilde algılamaya çalışır. Halbuki binlerce yıldır konuşan atalarının genetiği ana dilinin kodlarında saklıdır. Başka bir yeni dile doğan kişinin o güne deyin getirdiği kodlar ise bu yeni dilde anlam kayması yaşar ve genetik olarak taşıdığı dil ve dilin getirdiği her şey makasla kesilmiş gibi bölünür.

Ataların Mirası, Bilimin Onayı

Abhazların o derin bilgeliğiyle söylediği gibi: "Apsua diapsuapt danyapsua" (Abhaz bir insan, Abhaz gibi davrandığında Abhazdır). Bu davranışın temel taşı ise dildir. Modern nörolinguistik araştırmalar, çocuklukta kazanılan ana dilin, bireyin özgüveni ve bilişsel esnekliği üzerinde doğrudan etkili olduğunu kanıtlıyor. Kendi köklerinden beslenen bir zihin, dünyaya çok daha sağlam bir perspektifle bakar.

25 Nisan, sadece bir kutlama günü değil, aynı zamanda bir öze dönüş çağrısıdır. Bayrağımızdaki o yeşil renk doğayı ve yaşamı temsil ediyorsa, dilimiz de o yaşamın suyudur. Atalarımız boşuna dememiş: "Bzer k’uémé, l’épar k’uéd" (Dil ölürse, soy ölür).

Ana dili unutmak ya da unutturmak yerine Bilimsel olarak kanıtlanan çok dilli yetişen nesiller, dünyayı daha geniş bir spektrumda algılar. Kendi ana dilini yaşatan bir genç, sadece kendi tarihini değil, insanlığın kültürel mirasını da koruma altına alır. Bugün bayrağımızın altındaki o on iki yıldız gibi, dilimizin her bir lehçesi ve kelimesi de bizim yolumuzu aydınlatan birer kandildir.

Bu 25 Nisan’da, bayrağımızı en yükseklerde dalgalandırırken, içimizdeki o kadim sesi, ana dilimizi de en gür haliyle yaşatalım. Çünkü biliyoruz ki; "Dil, kalbin kapısıdır." O kapı kapanırsa, içerideki hazineye kimse ulaşamaz.

Bayrak günümüz kutlu, dilimiz daim, birliğimiz baki olsun.

Not: bu yazıda bana yol gösteren kıymetli bilgilerinden yararlandığım Cevdet Soycan Ağabeyime sonsuz teşekkürler. Onun derin bilgilerinden yararlanarak bu yazıyı kaleme aldım. Kendisine saygı ve minnetle…

KUTARBA Pınar KORKMAZ

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.