10 Ocak Çalışan Gazeteciler gününün sabahında Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezinde Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ev sahipliğinde toplandık.
Çalışanıyla, çalışamayanıyla bütün gazeteci dost ve kardeşlerimin gününü yürekten kutlamayı çok isterdim ama Selahattin Adıgüzeller kardeşime de dediğim gibi o gün bu gün değildi.
Hapise giren biz...
Yargılanan biz...
Dayak yiyen biz...
Üzerine çizgi çekilen biz..
Birilerine göre yancı biz...
Birilerine göre bölücü biz ...
Neyi kutlayacaksın?
Yarım asrı geçen iş hayatımda mesleki kariyerlerinin önü en tıkalı mesleğin gazetecilik olduğunu 20 yıllık geçmişimde öğrendim.
Gazetecilik dışında elinde kapı gibi diploma da olsa her mesleğin çıraklık, kalfalık, ustalık ve duayenlik aşamaları vardır.
Gazetecilikte bu aşamalar mesleki birikimlerinde olsa bile maaşlara yansımaz.
Büyük hayallerle yıllarca gazetecilik, basın yayın ve medya okuyan ve eğitimi için yüzbinlerce lira ve en az dört yıl tüketen genç kardeşlerimizin büyük çoğunluğu işe asgari ücret ile başlayıp, asgari ücret ile sürdürüp meslek yaşamlarını asgari ücret ile bitirirler.
Dahası geçinemiyoruz diyenlere düzenli maaş almaları ayrıcalık olarak itina ile hatırlatılır.
Çok dahası 212’li şişirme kadrolarla abartılmış satışlarla BİK den haksız destek almalarına rağmen gazetecinin hesabına yatırdıkları maaşlarının yarısını geri isteyen medya patronları olduğu gibi basın kıdemlerini kiraya veren gazeteciler de vardır.
Gazete derneklerinin başında oturan birinin günün anlam önemini belirtmek için çıktığı kürsüden bu sorunlardan bahsetmeyip “Gazetecilik birilerinin yayımlanmasını istemediği haberleri yayımlamaktır. Gerisi halkla ilişkilerdir “diyerek görevini yaptığını sanmasını, İdi Amin’in “Ülkemde fikir özgürlüğü vardır ama sonrası için garanti veremem” demesinden farkı yoktur.
Gazeteciler için sosyal konut ve özlük hakları gibi konularında çalışmalar yapın ya da Lütfen basın emekçileri adına oturduğunuz o koltukların hakkını verin ya da işgal etmeyin.
Son zamanlarda gazetecilik yapmak yerine Bursa dışında yaşayan mikrofon delikanlısına (!) jurnalcilik ve yancılık yapan tipler türedi.
Kendi yazamadıklarını servis edip arkadan vurma taktiği uygulayanların o silahın çorba bitince kendilerini vuracaklarını bilememek gibi bir aymazlıkları vardır.
Bursa medyası yeterince birbiri ile kavga edip dövüşüyor.
Bunun için ispiyonculuk yaparak Küçük Babıali denilen Bursa’yı, maşa kullanarak müptezellerin ağzına sakız yapmayın.
Bu kadar dertlendikten sonra günün anlam ve önemini vurgulayan Mustafa Bozbey, Hasan Öztürk ve Nuri Kolaylı’nın hakkını teslim edelim.
Mustafa Bozbey’in yakında her gazetecinin bir dikili ağacı olacak projesini ocağımıza incir dikelim ya da ayvayı yiyelim önerisi yapan Selo’ya karşı Ihlamur fidanı dikelim başkanım diyerek el yükseltiyorum.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Osman GÜRÇAY
Gazetecilik nedir? Ne değildir?
Çalışanıyla, çalışamayanıyla bütün gazeteci dost ve kardeşlerimin gününü yürekten kutlamayı çok isterdim ama Selahattin Adıgüzeller kardeşime de dediğim gibi o gün bu gün değildi.
Hapise giren biz...
Yargılanan biz...
Dayak yiyen biz...
Üzerine çizgi çekilen biz..
Birilerine göre yancı biz...
Birilerine göre bölücü biz ...
Neyi kutlayacaksın?
Yarım asrı geçen iş hayatımda mesleki kariyerlerinin önü en tıkalı mesleğin gazetecilik olduğunu 20 yıllık geçmişimde öğrendim.
Gazetecilik dışında elinde kapı gibi diploma da olsa her mesleğin çıraklık, kalfalık, ustalık ve duayenlik aşamaları vardır.
Gazetecilikte bu aşamalar mesleki birikimlerinde olsa bile maaşlara yansımaz.
Büyük hayallerle yıllarca gazetecilik, basın yayın ve medya okuyan ve eğitimi için yüzbinlerce lira ve en az dört yıl tüketen genç kardeşlerimizin büyük çoğunluğu işe asgari ücret ile başlayıp, asgari ücret ile sürdürüp meslek yaşamlarını asgari ücret ile bitirirler.
Dahası geçinemiyoruz diyenlere düzenli maaş almaları ayrıcalık olarak itina ile hatırlatılır.
Çok dahası 212’li şişirme kadrolarla abartılmış satışlarla BİK den haksız destek almalarına rağmen gazetecinin hesabına yatırdıkları maaşlarının yarısını geri isteyen medya patronları olduğu gibi basın kıdemlerini kiraya veren gazeteciler de vardır.
Gazete derneklerinin başında oturan birinin günün anlam önemini belirtmek için çıktığı kürsüden bu sorunlardan bahsetmeyip “Gazetecilik birilerinin yayımlanmasını istemediği haberleri yayımlamaktır. Gerisi halkla ilişkilerdir “diyerek görevini yaptığını sanmasını, İdi Amin’in “Ülkemde fikir özgürlüğü vardır ama sonrası için garanti veremem” demesinden farkı yoktur.
Gazeteciler için sosyal konut ve özlük hakları gibi konularında çalışmalar yapın ya da Lütfen basın emekçileri adına oturduğunuz o koltukların hakkını verin ya da işgal etmeyin.
Son zamanlarda gazetecilik yapmak yerine Bursa dışında yaşayan mikrofon delikanlısına (!) jurnalcilik ve yancılık yapan tipler türedi.
Kendi yazamadıklarını servis edip arkadan vurma taktiği uygulayanların o silahın çorba bitince kendilerini vuracaklarını bilememek gibi bir aymazlıkları vardır.
Bursa medyası yeterince birbiri ile kavga edip dövüşüyor.
Bunun için ispiyonculuk yaparak Küçük Babıali denilen Bursa’yı, maşa kullanarak müptezellerin ağzına sakız yapmayın.
Bu kadar dertlendikten sonra günün anlam ve önemini vurgulayan Mustafa Bozbey, Hasan Öztürk ve Nuri Kolaylı’nın hakkını teslim edelim.
Mustafa Bozbey’in yakında her gazetecinin bir dikili ağacı olacak projesini ocağımıza incir dikelim ya da ayvayı yiyelim önerisi yapan Selo’ya karşı Ihlamur fidanı dikelim başkanım diyerek el yükseltiyorum.