KIBRIS BARIS HAREKATI HAZIRLIKLARI MERSİN / ERDEMLİ BÖLGESİNE İNTİKAL(1)
Yazının Giriş Tarihi: 01.04.2026 01:36
Yazının Güncellenme Tarihi: 01.04.2026 01:36
ABD'nin bir uçak gemisi ile 6 savas gemisi adadaki 6.000 ABD vatandaşını almak için Kıbrıs'a hareket etmişti.
Birçok Sovyet savaş gemisi de Kıbrıs Adası istikametine doğru seyir halindeydi.
6. Kolorduya bağlı 39.Tümen birliklerine 16 Temmuz akşamı Mersin'e intikal etmeleri emri verilmişti. İntikal gece de yapılacaktı. Konvoy Mersin'den gecip her yıl yapılan tatbikatlarda ilk toplanma ve yükleme bindirme bölgesi olan Alata'da ordugaha geçilecekti.
Gelen emirle 50. P. Alayı'nın Kıbrıs'a ilk çıkacak birliklerinden 3. Piyade Taburu da birden hareketlenmişti.
16 Temmuz 1974 günü Akçay'da konuşlu (İskenderun) bulunan 50. P. Alayı 3. Piyade Taburu Nöbetçi Amiri olduğum günün gecesi Kuvvet Komutanlığı'ndan MERSİN'e intikal için mesaj emri aldım. İntikal emrini aldığında eve giderek ailemi çocuklarımı bile göremeden ve yanına bir çift çorap dahi alamadan intikal yapacak olmam canımı sıkmıştı.
Taburun alarm yükleme hazırlıklarını, subay ve astsubaylar tabura gelinceye kadar yapma görevi bana aitti. Nitekim tabur nöbetçi astsubaylarından birisini subay ve astsubayları kışlaya celp ettirmek üzere görevlendirdim. Bu arada birliğe alarm vererek araçların yüklemesine ve personelin alarm hazırlıklarına başladım.
Bir süre sonra 3. Tabur K. P. Bnb. Hasan Tek ve Bölük K'ları ile taburun subay ve astsubayları kışlaya gelecekti.
Taburumuz, Adana / Osmaniye'de konuşlanmış bulunan 50. Piyade Alayı'na (-) bağlıydı.
Motorlu bir piyade taburuyduk. Bölüğümde 1 tuzla jeep, 4 havan dodge aracı ve 1 reo ikmal aracı bulunuyordu. Araçlara, 3 günlük kıta yükü mühimmat alındığında araçlarda malzeme alacak yer kalmıyordu. Bize öncelikle gerekli olan cephaneydi.
Başlangıçta er üzerinde taşınan teçhizat, silah, mühimmat ve adada ele geçirilecek yerlere asmak için Türk Bayrağı haricinde hiçbir malzemeyi yüklemeye dâhil etmedim.
Geriye gemide dağıtılacak demirbaş erzakı (Peksimet, sığır eti, konserve barbunya pilaki, yaprak dolma, elma marmelatı, kalmıştı. Bunları daha sonra yüklemeye dahil edecektim.
Beraber görev yaptığım Birlik K. 'ları A. K.'ı P. Kd. Alb. Halil İbrahim Karaoğlanoğlu, Tb. K. 'ı Bnb. Hasan Tek, Kh. Destek BL. K. Yzb. Kemal Şerbetçioğlu 7.Bl. K.ı Kd Ütğm. M. Atıf Ürük (Ben), 8. Bl. K. 'ı Kd. Ütğm Derviş Karaosmanoğlu, 9. Bl. K.'ı Kd. Ütğm. Şener Yıldırım'dı.
Bölüğümde ise; 1. P. Tk. K'i Atğm. Şakir Cezayir (Şehit oldu), 2. P. Tk K. 'ı Atğm. Aymer Akanel ve 3. P. Tk. K. Vekili ve Bl. Astsubayı P. Üstçvş, Salim Karanfil bulunuyordu.
Bölüğüm 3 Piyade Tk'ı ve 1 Silah Tk.'ndan oluşmaktaydı. Subay ve astsubay hariç mevcudum 96 erbaş ve erden ibaretti.
Bölükteki silahlarım; 3 adet 81 mm havan, 3 adet 57 mm GTT, 89 mm'lik RA, 66 mm law silahı, makineli tüfek, G-1 piyade tüfeği, bomba atar, makineli tabanca ve tabancaydı.
Gece sabaha doğru 39. P. Tümen K.'ı Tümgeneral Bedrettin Demirel tabura gelerek alarm hazırlıklarına ve intikal için yüklemelere nezaret etti. "Atıf, cephane ve silahların hepsini aldın mı?"
"Silah ve kıta yükü hafif, ağır silah cephanelerin hepsini aldım. Araçlarda yer kalmadığından diğer bölük malzemeleri alamadım, Komutanıım."
"Cephane ve silahları aldıysan yeterli. Subay ve astsubaylar gelince hemen Mersin / Alata bölgesine intikale başlayın."
Bu arada Tabur K'ı ve Bölük K'ları ile diğer subay ve astsubaylar servisle tabura gelmişlerdi. Kendilerine gelen mesaj emrini ve intikal hazırlıklarımı izah ederek bölüklerin yüklemelerinin devamını sağladım.
Mesaj emrinde, Kıbrıs'a harekât değil ancak Kıbrıs için alınan alarm hazırlıkları içinde Alata'ya (Mersin) intikal etmemiz isteniyordu. Sabaha kadar alarm yüklemeleri yapılarak noksanlar hızla ikmal edilmiş, sabahın erken saatlerinde Akçay'dan Mersin'e intikal hazırlıklarını tamamlamıştık.
Askerler 25 kiloyu bulan teçhizatını gözden geçirmiş ve taburumuz Mersim yoluna doğru konvoy halinde dizilmişti. 3. Piyade Taburumuz tam teçhizatlı hazırdı.
Arka arkaya sıralı araçlarda ki askerlerim tüfeklerini bacak alarak yerlerini almıştı. Yola koyulmuştuk. Mersin'in Erdemli Kazasında Alata'da ki çamlık toplanma bölgesine yaklaşıyorduk.
Bazı askerler yolda ailelerine mektup yazıyordu. Adana yolu üzerinde bir fabrika bölgesinde mola verdim. Sabaha doğru erken saatte yola çıktığımız için askerlerim kahvaltı yapmamıştı. O sırada yol kenarında olan simitçinin tezgahındaki simitleri satın alarak askerlerime verdim.
Askerler yol boyunca halkın gösterdiği ilgiyi unutamıyordu.
İnsanlar cepheye giden askerlere birşeyler veremem diye telaşla bazlama, pestil, çikolata, biskui, fanila, çorap gibi paketlerini uzatıyor, yetişemeyenler de getirdiklerini askerlerin araçlarına uzaktan fırlatıyorlardı.
Urfa'nın bir köyünde bulunan Fatma Kadın, Kıbrıs'taki Türklerin Rumlardan eziyet gördüklerini duyuyordu.
Ahmet Bey, karısının getirip odanın orta yerine koyduğu bohçadaki kazaklara ve çoraplara baktıp sedire oturdu.
Karısını evliliğinden bu yana seyrek olarak böyle neseli görmüştü.
Ne oldu ki böyle neşelisin?" diye, sordu.
Karısı bohçasındaki eşyalara bakarak gülümsüyordu.
"Önce bunları oğlum için hazırlamıştım. Ama göndermek kısmet olmamıştı. Az önce oğlumu gördüm rüyamda. Bana birşeyler söylüyordu. Dikkat ettim, üzerinde bu kazak vardı."
"Ne demek istiyorsun, Fatma?"
"Demesi var mı? Oğlum, 'Bu kazakla çorapları götür, Kıbrıs'a giden askere ver' demek istiyordu."
"Böyle şey olur mu?" diyecek oldu, vazgeçti Ahmet Bey.
Madem, oğlumuz rüyanda öyle dedi! Hazırla bohçanı, yarın gideriz."
" Sabah erkenden yola çıktılar. Mersin'e geldiklerinde sabahın daha ilk saatleri olmasına rağmen kalabalığa şaştılar. Yanlarında getirdikleri çok bir şey değildi, ama Fatma kadına göre birçok hediyeden anlamlıydı. Doğrudan askerlik şubesine gittiler. Bahçede toplananların coşkusu yüksekti.
'Çok iyi yaptık gelmekle' dedi içinden Fatma kadın.
Şubeye gelenlerin bazıları askere gönüllü yazılmak istiyordu. Bazıları ise kendileri gibi hediyeler, para getirmişlerdi.
Gönüllü gelenlerin arasında yaşını almış insanlar, terhis olmuş gençler, işçiler, avukatlar, doktorlar, esnaftan kimseler, celepler ve her meslekten insanlar olduğu gibi işi olan olmayan herkes vardı.
Ne kadar zaman geçtiğinin farkına bile varmadan, üstelik Anadolu insanının o tükenmez sabrıyla bekliyorlardı.
Sonunda albayın işi bitince asker kapıyı tıklattı.
Ne vardı
"Yaşlı bir adamla bir kadın sizi görmek istiyor, Komutanım.
"Gücenmesinler. Al bakalım içeri."
"Hoş geldiniz. Ne vardı?"
Fatma kadın elindeki bohçayı göstererek,
"Bu bohçanın içinde elimle ördüğüm kazakla, birkaç çift çorap var. Oğlumuz Kore'de şehit düşünce yollayamadık."
"Nereden geliyorsunuz?"
"Urfa'dan geldik. Kıbrıs savaşını duyunca sandığı açıp çıkardık Kazakları, çorapları. Ne yapalım diye düşünürken şubeye gidelim dedik. Hepsini komutana teslim edelim, ne yapacağını iyi bilir dedik."
Albay Makarios'tan, Sampson'dan, Yunan Cuntası'ndan söz ediyordu ama söylediklerini Fatma kadın anlayamıyordu.
Kadın şube albayını sevmişti. Gözlerini onun gözlerinden ayırmadan kendisini dinliyor, ama bu savaşa aklı yatmıyordu.
50. P. Alayı Muharebe Grubu Osmaniye'den, 3. Piyade Taburu İskenderun Akçay'dan motorlu kol bir intikalle hiç araç arızası olmadan aynı gece MERSİN'in Erdemli ilçesi ALATA Çamlık bölgesine yerleşti
Telsizler haberleşme için yeterliydi ama 1/50.000 ölçekli Kıbrıs haritasından başka çıkarma bölgesinin haritası yoktu.
Çıkarma Birlikleri Komutanlığı 1970 yılında Mersin'de kurulmuştu. Komutanlığa inşaatı bitmemiş bir bina verilmişti. 1. Deniz Amfibi Piyade Taburu da Çıkarma Birlikleri K'lığı bünyesinde Mersin'de konuşlanmıştı.
17 Temmuz'da İskenderun'un ilçesi Arsuz'un Gülcihan kumsalından İskenderun'da bulunan 2. Dz. Amfibi Piyade Tb'u subay ve astsubayları Mersin'e taktik intikali planladılar. İskenderun Orduevi'nde Deniz Harp Akademisi öğrencilerine yemek verilirken 2. Deniz P. Tb.'u Gülcihan'a intikal ediyordu
Devam edecek.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
M. Atıf Ürük
KIBRIS BARIS HAREKATI HAZIRLIKLARI MERSİN / ERDEMLİ BÖLGESİNE İNTİKAL(1)
ABD'nin bir uçak gemisi ile 6 savas gemisi adadaki 6.000 ABD vatandaşını almak için Kıbrıs'a hareket etmişti.
Birçok Sovyet savaş gemisi de Kıbrıs Adası istikametine doğru seyir halindeydi.
6. Kolorduya bağlı 39.Tümen birliklerine 16 Temmuz akşamı Mersin'e intikal etmeleri emri verilmişti. İntikal gece de yapılacaktı. Konvoy Mersin'den gecip her yıl yapılan tatbikatlarda ilk toplanma ve yükleme bindirme bölgesi olan Alata'da ordugaha geçilecekti.
Gelen emirle 50. P. Alayı'nın Kıbrıs'a ilk çıkacak birliklerinden 3. Piyade Taburu da birden hareketlenmişti.
16 Temmuz 1974 günü Akçay'da konuşlu (İskenderun) bulunan 50. P. Alayı 3. Piyade Taburu Nöbetçi Amiri olduğum günün gecesi Kuvvet Komutanlığı'ndan MERSİN'e intikal için mesaj emri aldım. İntikal emrini aldığında eve giderek ailemi çocuklarımı bile göremeden ve yanına bir çift çorap dahi alamadan intikal yapacak olmam canımı sıkmıştı.
Taburun alarm yükleme hazırlıklarını, subay ve astsubaylar tabura gelinceye kadar yapma görevi bana aitti. Nitekim tabur nöbetçi astsubaylarından birisini subay ve astsubayları kışlaya celp ettirmek üzere görevlendirdim. Bu arada birliğe alarm vererek araçların yüklemesine ve personelin alarm hazırlıklarına başladım.
Bir süre sonra 3. Tabur K. P. Bnb. Hasan Tek ve Bölük K'ları ile taburun subay ve astsubayları kışlaya gelecekti.
Taburumuz, Adana / Osmaniye'de konuşlanmış bulunan 50. Piyade Alayı'na (-) bağlıydı.
Motorlu bir piyade taburuyduk. Bölüğümde 1 tuzla jeep, 4 havan dodge aracı ve 1 reo ikmal aracı bulunuyordu. Araçlara, 3 günlük kıta yükü mühimmat alındığında araçlarda malzeme alacak yer kalmıyordu. Bize öncelikle gerekli olan cephaneydi.
Başlangıçta er üzerinde taşınan teçhizat, silah, mühimmat ve adada ele geçirilecek yerlere asmak için Türk Bayrağı haricinde hiçbir malzemeyi yüklemeye dâhil etmedim.
Geriye gemide dağıtılacak demirbaş erzakı (Peksimet, sığır eti, konserve barbunya pilaki, yaprak dolma, elma marmelatı, kalmıştı. Bunları daha sonra yüklemeye dahil edecektim.
Beraber görev yaptığım Birlik K. 'ları A. K.'ı P. Kd. Alb. Halil İbrahim Karaoğlanoğlu, Tb. K. 'ı Bnb. Hasan Tek, Kh. Destek BL. K. Yzb. Kemal Şerbetçioğlu 7.Bl. K.ı Kd Ütğm. M. Atıf Ürük (Ben), 8. Bl. K. 'ı Kd. Ütğm Derviş Karaosmanoğlu, 9. Bl. K.'ı Kd. Ütğm. Şener Yıldırım'dı.
Bölüğümde ise; 1. P. Tk. K'i Atğm. Şakir Cezayir (Şehit oldu), 2. P. Tk K. 'ı Atğm. Aymer Akanel ve 3. P. Tk. K. Vekili ve Bl. Astsubayı P. Üstçvş, Salim Karanfil bulunuyordu.
Bölüğüm 3 Piyade Tk'ı ve 1 Silah Tk.'ndan oluşmaktaydı. Subay ve astsubay hariç mevcudum 96 erbaş ve erden ibaretti.
Bölükteki silahlarım; 3 adet 81 mm havan, 3 adet 57 mm GTT, 89 mm'lik RA, 66 mm law silahı, makineli tüfek, G-1 piyade tüfeği, bomba atar, makineli tabanca ve tabancaydı.
Gece sabaha doğru 39. P. Tümen K.'ı Tümgeneral Bedrettin Demirel tabura gelerek alarm hazırlıklarına ve intikal için yüklemelere nezaret etti. "Atıf, cephane ve silahların hepsini aldın mı?"
"Silah ve kıta yükü hafif, ağır silah cephanelerin hepsini aldım. Araçlarda yer kalmadığından diğer bölük malzemeleri alamadım, Komutanıım."
"Cephane ve silahları aldıysan yeterli. Subay ve astsubaylar gelince hemen Mersin / Alata bölgesine intikale başlayın."
Bu arada Tabur K'ı ve Bölük K'ları ile diğer subay ve astsubaylar servisle tabura gelmişlerdi. Kendilerine gelen mesaj emrini ve intikal hazırlıklarımı izah ederek bölüklerin yüklemelerinin devamını sağladım.
Mesaj emrinde, Kıbrıs'a harekât değil ancak Kıbrıs için alınan alarm hazırlıkları içinde Alata'ya (Mersin) intikal etmemiz isteniyordu. Sabaha kadar alarm yüklemeleri yapılarak noksanlar hızla ikmal edilmiş, sabahın erken saatlerinde Akçay'dan Mersin'e intikal hazırlıklarını tamamlamıştık.
Askerler 25 kiloyu bulan teçhizatını gözden geçirmiş ve taburumuz Mersim yoluna doğru konvoy halinde dizilmişti. 3. Piyade Taburumuz tam teçhizatlı hazırdı.
Arka arkaya sıralı araçlarda ki askerlerim tüfeklerini bacak alarak yerlerini almıştı. Yola koyulmuştuk. Mersin'in Erdemli Kazasında Alata'da ki çamlık toplanma bölgesine yaklaşıyorduk.
Bazı askerler yolda ailelerine mektup yazıyordu. Adana yolu üzerinde bir fabrika bölgesinde mola verdim. Sabaha doğru erken saatte yola çıktığımız için askerlerim kahvaltı yapmamıştı. O sırada yol kenarında olan simitçinin tezgahındaki simitleri satın alarak askerlerime verdim.
Askerler yol boyunca halkın gösterdiği ilgiyi unutamıyordu.
İnsanlar cepheye giden askerlere birşeyler veremem diye telaşla bazlama, pestil, çikolata, biskui, fanila, çorap gibi paketlerini uzatıyor, yetişemeyenler de getirdiklerini askerlerin araçlarına uzaktan fırlatıyorlardı.
Urfa'nın bir köyünde bulunan Fatma Kadın, Kıbrıs'taki Türklerin Rumlardan eziyet gördüklerini duyuyordu.
Ahmet Bey, karısının getirip odanın orta yerine koyduğu bohçadaki kazaklara ve çoraplara baktıp sedire oturdu.
Karısını evliliğinden bu yana seyrek olarak böyle neseli görmüştü.
Ne oldu ki böyle neşelisin?" diye, sordu.
Karısı bohçasındaki eşyalara bakarak gülümsüyordu.
"Önce bunları oğlum için hazırlamıştım. Ama göndermek kısmet olmamıştı. Az önce oğlumu gördüm rüyamda. Bana birşeyler söylüyordu. Dikkat ettim, üzerinde bu kazak vardı."
"Ne demek istiyorsun, Fatma?"
"Demesi var mı? Oğlum, 'Bu kazakla çorapları götür, Kıbrıs'a giden askere ver' demek istiyordu."
"Böyle şey olur mu?" diyecek oldu, vazgeçti Ahmet Bey.
Madem, oğlumuz rüyanda öyle dedi! Hazırla bohçanı, yarın gideriz."
" Sabah erkenden yola çıktılar. Mersin'e geldiklerinde sabahın daha ilk saatleri olmasına rağmen kalabalığa şaştılar. Yanlarında getirdikleri çok bir şey değildi, ama Fatma kadına göre birçok hediyeden anlamlıydı. Doğrudan askerlik şubesine gittiler. Bahçede toplananların coşkusu yüksekti.
'Çok iyi yaptık gelmekle' dedi içinden Fatma kadın.
Şubeye gelenlerin bazıları askere gönüllü yazılmak istiyordu. Bazıları ise kendileri gibi hediyeler, para getirmişlerdi.
Gönüllü gelenlerin arasında yaşını almış insanlar, terhis olmuş gençler, işçiler, avukatlar, doktorlar, esnaftan kimseler, celepler ve her meslekten insanlar olduğu gibi işi olan olmayan herkes vardı.
Kapıdan bakınca masasında şube albayını görüyorlardı. Emir erine gelme nedenini anlatınca "Bekleyin" dedi kapıdaki asker.
Çömelerek sırtlarını duvara dayayarak beklediler.
Ne kadar zaman geçtiğinin farkına bile varmadan, üstelik Anadolu insanının o tükenmez sabrıyla bekliyorlardı.
Sonunda albayın işi bitince asker kapıyı tıklattı.
Ne vardı
"Yaşlı bir adamla bir kadın sizi görmek istiyor, Komutanım.
"Gücenmesinler. Al bakalım içeri."
"Hoş geldiniz. Ne vardı?"
Fatma kadın elindeki bohçayı göstererek,
"Bu bohçanın içinde elimle ördüğüm kazakla, birkaç çift çorap var. Oğlumuz Kore'de şehit düşünce yollayamadık."
"Nereden geliyorsunuz?"
"Urfa'dan geldik. Kıbrıs savaşını duyunca sandığı açıp çıkardık Kazakları, çorapları. Ne yapalım diye düşünürken şubeye gidelim dedik. Hepsini komutana teslim edelim, ne yapacağını iyi bilir dedik."
Albay Makarios'tan, Sampson'dan, Yunan Cuntası'ndan söz ediyordu ama söylediklerini Fatma kadın anlayamıyordu.
Kadın şube albayını sevmişti. Gözlerini onun gözlerinden ayırmadan kendisini dinliyor, ama bu savaşa aklı yatmıyordu.
50. P. Alayı Muharebe Grubu Osmaniye'den, 3. Piyade Taburu İskenderun Akçay'dan motorlu kol bir intikalle hiç araç arızası olmadan aynı gece MERSİN'in Erdemli ilçesi ALATA Çamlık bölgesine yerleşti
Telsizler haberleşme için yeterliydi ama 1/50.000 ölçekli Kıbrıs haritasından başka çıkarma bölgesinin haritası yoktu.
Çıkarma Birlikleri Komutanlığı 1970 yılında Mersin'de kurulmuştu. Komutanlığa inşaatı bitmemiş bir bina verilmişti. 1. Deniz Amfibi Piyade Taburu da Çıkarma Birlikleri K'lığı bünyesinde Mersin'de konuşlanmıştı.
17 Temmuz'da İskenderun'un ilçesi Arsuz'un Gülcihan kumsalından İskenderun'da bulunan 2. Dz. Amfibi Piyade Tb'u subay ve astsubayları Mersin'e taktik intikali planladılar. İskenderun Orduevi'nde Deniz Harp Akademisi öğrencilerine yemek verilirken 2. Deniz P. Tb.'u Gülcihan'a intikal ediyordu
Devam edecek.