SON DAKİKA
Hava Durumu

15 TEMMUZ 1974 DARBESİ (1)

Yazının Giriş Tarihi: 01.03.2026 23:05
Yazının Güncellenme Tarihi: 01.03.2026 23:05

14 Temmuz'da Rum askerleri Limasol'un batısında 1000 kadar Türk'ün yaşadığı Kandu'yu kuşatmışlardı. Ertesi gün sabahı Rumlar köydeki 15 Türk'ü acımasızca öldürecekti.

Türkleri imhayı hedefleyen ve 15 Temmuz'da uygulamaya konacak plan RMMO'daki belgelerle sonra ortaya çıkacaktı.

Akritas Planı'ndaki birlikler 7 Mart'daki belgede (EK: 2) gösterilmişti. Belgede Türklerin cesetlerinin 'Doğal yoldan' olduğu ve gömülmelerinin soykırımla ilgili olmadığı izlenimi için mezarlıklara nasıl gömülecekleri bile yazılıydı. Bu maksatla sivil Rumlara kamplarda atış ve eğitim veriliyordu. Makarios, hafta sonunu Trodos'ta geçirmişti. 15 Temmuz 1974 sabahı

Lefkoşa'ya dönmek için yola çıkmıştı. Darbeciler Trodos yolunu kapatmaya hazırlanıyordu.Geç kalacaklar, Makarios geçince engeller yola yerleşecekti. Saat 08.00'de Tuğg. Michael Georgitsis, Yunan Alayı K.1 Yrd. Yb. Konstantinos Papayiannis ile harekât odasına girdiler. Georgitsis "Aleksandra hastaneye yattı" kodlu harekât emrini imzalamıştı.

Makarios'a darbe 15 Temmuz 1974'ün sabahı başlamıştı.

Harekâtın önceliği sarayın ele geçmesi ve Makarios'u tasfiye etmekti. General Yuannides'in Georgitsis'e emri Makarios'un sağ ya da ölü ele geçirilmesiydi.

RMMO'su Cumhurbaşkanlığı Sarayı, Lefkoşa Havaalanı ve Başpiskoposluğa karşı saldırıya geçmişti. Rum Milli muhafızların büyük bölümü Rus T - 37 tanklarıyla Lefkoşa'ya girmek üzereydi.

RMMO askerleri ile korunan saray 25 adet tank ve askerle kuşatılmıştı. Tanklar saraya ateş açtılar. Rum Milli Muhafız Ordusu Makarios'un öldüğünü radyodan tekrarladılar.

"Makarios öldü. Yaşasın Milli Muhafızlar ve Helenizm."

Saraya saldırılar başladığında Makarios, Kahire'de bulunan bir kiliseden gelen 30 kadar Mısırlı çocuğu kabul etmişti. Bu sırada dışarıdan silah sesleri duyuldu.

Saray muhafız subayı odaya girerek RMMO tank ve askerlerinin saray girişine ulaştığını söylediğindeMakarios darbe olduğuna inanamıyordu. Makam masasının arkasındaki gizli kapıdan geçerek çocuklarla birlikte sarayın arka kapısından çıktılar. Sarayın gerisindeki Kanlı Dere yolunu takip ederek Cikko Manastırı'na yola çıktılar. Az daha saraya gelen tanklarla karşılaşacaklardı. Klirou Köyü yönüne Lefkoşa'dan kaçtılar. Cikko Manastırı'na ulaşmaya çalışıyorlardı.

09.00'da KTK Alayı'nın bir bölüğü Beşparmak bölgesinde Yaman Mücahit Tb.'nun Dağ Eğitim Tesislerinde halatla iniş eğitimi yapılıyordu. Bölük telsiz emriyle Gönyeli'ye döndü. Bölük Gönyeli'ye dönünce Makarios'a darbe yapıldığını ve bölüklerin mevzi yerlerini almaları için emir geldiğini öğrendiler.

Önceki yıllarda KTK Alay K.'lığı yapan Org. Adnan Doğu Ortaköy'de ve Gönyeli'de birer savunma hattı hazırlanmıştı. Rumlar da Barış Gücü de bu hattı biliyordu. Şimdi 1 km önüne de yeni savunma hattı hazırlandı. BM'ler Barış Gücü'nün buraya girmesi önlenecekti.

Darbeciler CYBC'yi ele geçirmişti. TV yayını kesilince marşlar çalmaya başlamış ve "RMMO'nun Rum halkına açıklamalarını dinleyeceksiniz" anonsu yapılmıştı. Bildiriler Yunan subayı gözeti altındaydı. Spikerin "Kıbrıs halkı" yerine "Kıbrıs ordusu" demesi üzerine net bir Yunan aksanıyla bir subayın sesi duyulmuştu. "Ordu değil. Halk, halk!"

09.30'da Lefkoşa Havalimanı ele geçirildi. Saray 10.00'da duştü.

RMMO'nun mesajı Rumlar arasındakı kavgayı bitirmek için müdahale edildiği anonsu sonrası şöyle sona eriyordu:

"Rum Milli Muhafız Ordusu (RMMO) ülkede duruma hakimdir. Makarios ölmüştür. Rum Milli Muhafızlar çok yaşa!"

Makarios'un ölüm haberiyle soykırım planına göre Lefke, Bağlıköy, Taşpınar, Doğancı, Gaziveren'i topa tutuldu.

C. Bşk.lık Sarayı'nda Makarios'un cesedi bulunamamıştı. Gerçekten ölüp olmadığı belli olmadan Makarios'un öldüğünün ilan edilmesi darbe planında direnişi azaltmak için yürütülen psikolojik savaşın parçasıydı.

Makarios, Cikko Manastırı'na gitti. Muhafızlarından telsiz parolasını

"Birinci'den Akropolis!" öğrenmişti.

Makarios, Burası Akropolis! Başpiskopos konuşuyor.'

Telsizden sevinç çığlıkları geldi. Makarios'un öldüğünü duyan insanların sesini duyar duymaz yaşadıkları sevinçti.

13.00'te Lefkoşa'da direniş ortadan kalkmıştı. RMMO'nun askerleri sarayda kalan ne varsa hepsini yakıyorlardı.

Bu olaylar olurken Makarios'un ordusu da Trodos Dağları'na dağıldı. Bu sırada Tuğgeneral Sabri Demirbağ komutasındaki Bolu Komando Tugayı 13.00 sıralarında Kıbrıs'a intikal emri aldı.

Darbecilerin ilk kararı Sampson'u, İçişleri ve Savunma Bakanı atamak olmuştu. Sampson azledilmiş olan Baf Metropoliti Gennadios'u, "Başpiskopos" atamıştı. Ortada Cumhurbaşkanı olmayınca Kombosis, Sampson'a:

"Boynuna hemen bir kravat geçir hemen gel. Cumhurbaşkanı andı yapacaksın" demişti.

15 Temmuz 1974'de Rum Cumhuriyeti ilan edilmiş ve Türk düşmanı EOKA'cı Nikos Sampson Kıbrıs Rum Cumhurbaşkanlığa getirilmişti.

Öğlenden sonra sürekli ulusal marşlar çalan Rum radyosu; "Cumhurbaşkanı'nın Nikos Sampson olacağını" duyuruyordu.

Sampson, Helen Cumhuriyeti'ni ilan etmiş, radyonun adı Elen Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Sesi' olmuştu.

Sampson'un saat 14.50'de ant içerken yaptığı konuşma:

"Yunan Kıbrıs Halkı, tanrı ve insanlık adına RMMO beni Cumhurbaşkanı olarak seçmiş bulunuyor... Yaşasın Kıbrıs Rum Halkı, yaşasın silâh altındaki evlatlarımız. Tanrı bizimle beraberdir. Düzen ve huzur derhal sağlanacak, Kıbrıs görüşmelerine devam edilecektir... Tanrı, insanlık ve Helenizm'in için yapılan fedakârlıklar adına, Kıbrıs'ın Yunanistan ile birleştiğini ilan ediyorum. Yaşasın Birleşmiş Ulus."

Magosa'da doğan Nikos Sampson'un asıl adı Nikolaos'tu. 1955'te EOKA'nın İngilizlere yaptığı eylemlerinde muhabirliği de yapan Sampson, bir Rum gazetesinde ölen İngiliz resimlerini yayınlayıp ünlendi. Gazetede bu resim yayınlanınca Dali Köyü'nde gizlendiği evi İngilizler sardığında kaçmıştı. İngilizler ölüm cezasına mahkûm etmiş ama ele geçirilip idam edilmemişti. 1970'de Magosa'da milletvekili seçilen Mahi - Tharros gazetesi sahibi Öldürülen İngilizler Sampson, Grivas'ın kendine sadık adamlarındandı.

Baf, Kıbrıs'ta darbede düşmeyen tek şehirdi. Baf Limanı'nda RMM Ordusu'nun donanma üssü vardı. Şafak vakti devriye botu 'Leventis' limanı ablukaya almak için gelmişti.

Makarios'un öldüğünü duyan Türkler karşılaşacakları sorunlara karşı kendilerini hazırlamışlardı. Makarios karşıtı güçler, Makarios yanlısı kuvvetlere karşı saldırıya geçmişti.

11 yıldır Türk kanı dökülen Kıbrıs'ta Rum kanı akıyordu. Akşama doğru Makarios'un öldüğü haberi halka yayılmıştı. "Başpiskopos ölmüştü!" Türkler endişeli ve tedirgindi... Limasol'da bir Türk ailesinin çocuğu, baba;

"Makarios ölmüş doğru mu?" deyince, annesi;

"İyi oldu kurtulduk " diyordu. Babaları hiç görmedikleri kadar huzursuzdu. Bir süre ailesine bakarak, şöyle diyecekti;

"Asıl sorun şimdi başlayacak. Türk askeri gelmesi gerekli."

Top sesleriyle güne uyandılar. Rumlar her tarafa ateş ediyordu. Rum askeri gittiğinde Türk askerinin onları kurtarmaya geldiğini duymak ümidiyle radyo dinlemeye koyuldular.

Yaşanan olaylardan sonra Serdarlı'ya dönen Türkler, Magosa yolunda Rum köyü Palluryotissa'nın içinden geçerken Rumların kendi halkına yaptığı katliamı görmüşlerdi.

Rum bölgesindeydiler kendilerine, ailelere zarar gelmemesi için Serdarlı'ya giderken, düşünüyorlardı;

"Rumlar birbirlerine bile bunları yapabiliyorsa, o zaman Allah Türklerin yardımcısı olsun!"

Denktaş, Büyükelçi Asaf İnhan ve Bayraktar Arif Eryılmaz ile büyükelçilikteydi. Rumların iç hesaplaşması bitince EOKA - B'nin ve RMMO'nun Türklere yöneleceğini düşünüyorlardı.

Seferberlikte TMT'nin 5.000 olan mücahit sayısının iki katını geçeceği tahmin ediliyordu. Her yerde saldırıya karşı hazır olunacaktı.

Lefkoşa ve varoşlarında barikat kuran RMMO askerleri çok sayıda araba, köy otobüsünü barikatlarda bekletmekteydi.

RMMO Rum radyosundan yayınlanan açıklamasında idareye el koyulduğunu, Makarios'un öldüğünü bildirmişti. Magosa, Girne, Lefkoşa ve Omorfo'da Rum yedek polisleri ile RMMO arasında çatışmalar halen devam etmekteydi.

Bafta bir Rum vatandaşı kısa dalga radyo vericisi ile halkı darbeye direnmeye çağırmıştı. Radyoyu dinleyen Makarios, direniş için Bafa gitmeye karar verdi. Radyo, Makarios'un Baf yolunda olduğunu duyurunca insanlar Patrikhanede toplandı.

Baftaki yerel radyoda 19.00'da yaptığı konuşması şöyleydi: "Kıbrıs Rum Elen Halkı; İşittiğin ses, tanıdık bir sestir. Ben Makarios'um. Cuntanın arzu ettiği gibi ölü değilim. Sağ kaldıkça mücadelede halkın bayraktarı olacağım. Cuntanın direktiflerine kulak asma... Kıbrıs Rum Halkı, milliyetperver bir şekilde cuntaya karşı koy. Cunta başarılı olmamalıdır... Elenizminin mücadelesi kutsaldır ve zafer bizim olacaktır. Hedefimiz savaşmaktır! Yaşasın özgürlük ve Rum Halkı."

Limasol EOKA - B ve Makarios karşıtları elinde idi. Makarios taraftarları Başpiskopos sağ olduğu için konvoy halinde Limasol'a kadar geldiler. Şarkı söyleyen, Yaşasın Makarios' diye bağıran bu askerlerin doldurduğu 82 kamyon vardı. Limasol hastanesinin önünden geçerek deniz kenarına gittiler. Orada RMM ve EOKA - B ile karşılaştılar. Akşam 82 kamyondan 15-20 kadarı dönebildi. Bu kez marş söyleme, slogan yoktu. Kamyonlarda kanlar içinde yatıyorlardı. Görenler acımıştı. Makarios'un çağrısıyla döğüştüler ve kaybettiler diye...

Kalanların Limasol'a yakın Kandu Köyü'nde pusuya düştükleri ve öldürüldükleri öğrenilecekti. Her yerde karalar giymiş ölülerine matem tutan Rum kadınları vardı.

Rumlar kendi kayıp kişileri konusunda şikâyete başladılar. Onların da Türkler tarafından ya esir tutulduklarını veya öldürüldükleri iddiasındaydılar. Onlar kayıp değildi, öldürülmüşlerdi. Limasol yakınlarında gömülüydüler. Belki de Rumların Türklere yaptığı gibi buldozerlerin kazdığı çukurlara gömülmüşlerdi. Türk askerinin esir aldıklarını iddia etmek saçmaydı. Onlar Türklerin çarpışacağı ada kuzeyine gitmemişlerdi. Her kamyonda kişi hesabıyla Makarios'un taraftarı 3000 kadar kişinin güney sahillerine çarpışmaya gittiği ve hiçbir zaman dönmedikleri ise gerçekti.

Oysaki bütün bunlar Türk müdahalesi öncesi olmuştu.

16 Temmuz'da Makarios, Bafta Barış Gücü K.'ı Prem Chand'e Agrotur üssüne gidip Kıbrıs'tan ayrılmak istemişti.

Bir süre sonra Rum Milli Muhafızları Bafı top ateşine tutmaya başladı.

Rumlar kendi arasında katliam boyutuna erişen çatışmayı Kıbrıs Türkleri ise izlemekle yetiniyordu. Gördükleri inanılmazdı. Rumlar kendi soydaşlarını öldürüyordu.

Denktaş'ın Türklerin Rumlar arasındaki olaylara karışılmaması talimatına rağmen çatışmalar Türk bölgelerine de yayılmıştı.

Oysa o dönemde yapılması gereken husus 'Düşmanımın düşmanı, dostumdur anlayışıyla Makarios taraftarları ile müşterek mücadele Türklerin lehine olabilirdi. Böylece Harekat öncesinde, Harekât sırasında ve sonrasında Rumlara ve Türklere yapılan katliamların önü alınabilirdi.

16 Temmuz akşamı Baf radyosu top ateşiyle susturulmuş ve tüm Kıbrıs darbecilerin kontrolu altına girmişti.

Makarios, RMMO Baf'a girmeden Ingilizlerin yardımıyla Ağrotur İngiliz üssüne, helikopterle Akrotiri'deki İngiliz üssüne ve oradan Londra'ya gitmek üzere uçağına bindi.

Devam edecek...

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.