İnsana dünyanın sahibi olduğunu düşündüren neydi? Akıl sahibi olması mı? Vicdan sahibi olması mı? Evrendeki muhteşem düzeni koruyup huzur içinde yaşamak yerine her şeyi isteyen bencil kibirli umursamaz canlılara dönüşmek çağın gereği mi? Yoksa tercih mi?
Unuttuk atı evcilleştiren ecdadımızı, avda otlaklarda yaylalarda yalnızlığına ortak olan hani şu insanın en iyi dostu denen köpekleri. İçimizdeki iyilik ambarlarına dadanan fareler korkmasın diye nankör ilan ettik kedileri.
Sokak hayvanları ile ilgili sahiplenilen sahiplenilsin, kalanlara ne olduğunu kimse görmesin şeklindeki düşüncenin sonucu yasanın çıktığı hafta çokça çaldı telefonum. Neyle zehirleyebiliriz biz yapmasak devlet yapacak zaten en hesaplı zehir hangisi diye. Öyle heyecanla bekleyenler varmış bu kararı.
İçlerinin kötülüğünü, estetiklerle gizlemeye çalışan, bu operasyonların parasını da sokak hayvanlarını kullanarak toplayanlar var birde.
Dedim ya İnsan unuttu gönlün güzelliğinin kıymetini, huzurun tek gerçek hazine olduğunu. Bu yüzdendir ki çinilerle rengarenk ışıklarla donatılan camilerinde bile bulamadılar o beyaz kireçten başka rengi olmayan mescitlerdeki huzuru. Müslüman ülkesinde kuşlar aç kalmasın diye kar yağdığında ormanlara buğday bırakırdı atalarımız. Anadolu’nun bazı yerlerinde bu geleneği devam ettiren yaşlılarımızın olduğunu bilmek daha çok kızartmalı yüzümüzü şimdi bu medeniyet yarışında biz onları geçtik mi?
Hayvanlar hisseder depremleri korkuyu öfkeyi iyi niyeti ve saf kötülüğü bu yüzdendir ki; kuyruğunu çekene, tekme atana, taş atana, küfredene yapma demenin tek yolu ‘’kaç ya da savaş!’’. Bu içgüdü ile direndi terk etmedi, ormandan bozma sokaklarını. Çünkü hırsızı, tacizci sapıkları, teröristleri, kaçakçıları sorgusuz kucaklayan bir zihniyete karşı onların gidebileceği hiçbir yer yoktu.
Sonra ölüm emri verildi yaşamanın ne olduğunu yaşatmanın ne zor olduğunu bilmeyen insanlarca. Kimisi toplandı uyutuldu kimi dağlara kaçtı orda da sütü yumurtayı satın alacak hale gelmiş köylüler istemedi onları oysa eskiden sürülerini koruyan evlerini sadakatle bekleyen onlardı.
Tavukları itlaf ettik, kene salgınları başladı. Doğaya bıldırcın bırakmakla çözebildik. Şimdi kediler köpekler gidecek örneği uzak değil, kedileri şeytan ilan eden kiliseler yüzünden çıkmadı mı Avrupa’da tarihin en büyük salgını Veba.
Doğanın bir dengesi olduğunu arısız tavuksuz kedisiz köpeksiz bu dengenin şaşacağını illa ki tecrübe mi etmek gerekir yeniden.
Sözün özü insanların yalnızlaştığı bu çağda, size karşılıksız sevgisini sunan, çocuklarınıza birer kardeş, arkadaş, evinize neşe olan bu canlar, ağaçsız topraksız şehirlerimizde doğal ortamları insanlar tarafından gasp edilmiş halde ezilerek zehirlenerek açlıktan ölüyor öldürülüyor. Olanlara siyaseten değil vicdanınız ile bakın; İyi insan olmanın sevmekten, merhametten geçtiğini hatırlayın sevgiyle kalın.
Veteriner Hekim Ertuğrul Kum
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ertuğrul Kum
SOKAK HAYVANLARI
İnsana dünyanın sahibi olduğunu düşündüren neydi? Akıl sahibi olması mı? Vicdan sahibi olması mı? Evrendeki muhteşem düzeni koruyup huzur içinde yaşamak yerine her şeyi isteyen bencil kibirli umursamaz canlılara dönüşmek çağın gereği mi? Yoksa tercih mi?
Unuttuk atı evcilleştiren ecdadımızı, avda otlaklarda yaylalarda yalnızlığına ortak olan hani şu insanın en iyi dostu denen köpekleri. İçimizdeki iyilik ambarlarına dadanan fareler korkmasın diye nankör ilan ettik kedileri.
Sokak hayvanları ile ilgili sahiplenilen sahiplenilsin, kalanlara ne olduğunu kimse görmesin şeklindeki düşüncenin sonucu yasanın çıktığı hafta çokça çaldı telefonum. Neyle zehirleyebiliriz biz yapmasak devlet yapacak zaten en hesaplı zehir hangisi diye. Öyle heyecanla bekleyenler varmış bu kararı.
İçlerinin kötülüğünü, estetiklerle gizlemeye çalışan, bu operasyonların parasını da sokak hayvanlarını kullanarak toplayanlar var birde.
Dedim ya İnsan unuttu gönlün güzelliğinin kıymetini, huzurun tek gerçek hazine olduğunu. Bu yüzdendir ki çinilerle rengarenk ışıklarla donatılan camilerinde bile bulamadılar o beyaz kireçten başka rengi olmayan mescitlerdeki huzuru. Müslüman ülkesinde kuşlar aç kalmasın diye kar yağdığında ormanlara buğday bırakırdı atalarımız. Anadolu’nun bazı yerlerinde bu geleneği devam ettiren yaşlılarımızın olduğunu bilmek daha çok kızartmalı yüzümüzü şimdi bu medeniyet yarışında biz onları geçtik mi?
Hayvanlar hisseder depremleri korkuyu öfkeyi iyi niyeti ve saf kötülüğü bu yüzdendir ki; kuyruğunu çekene, tekme atana, taş atana, küfredene yapma demenin tek yolu ‘’kaç ya da savaş!’’. Bu içgüdü ile direndi terk etmedi, ormandan bozma sokaklarını. Çünkü hırsızı, tacizci sapıkları, teröristleri, kaçakçıları sorgusuz kucaklayan bir zihniyete karşı onların gidebileceği hiçbir yer yoktu.
Sonra ölüm emri verildi yaşamanın ne olduğunu yaşatmanın ne zor olduğunu bilmeyen insanlarca. Kimisi toplandı uyutuldu kimi dağlara kaçtı orda da sütü yumurtayı satın alacak hale gelmiş köylüler istemedi onları oysa eskiden sürülerini koruyan evlerini sadakatle bekleyen onlardı.
Tavukları itlaf ettik, kene salgınları başladı. Doğaya bıldırcın bırakmakla çözebildik. Şimdi kediler köpekler gidecek örneği uzak değil, kedileri şeytan ilan eden kiliseler yüzünden çıkmadı mı Avrupa’da tarihin en büyük salgını Veba.
Doğanın bir dengesi olduğunu arısız tavuksuz kedisiz köpeksiz bu dengenin şaşacağını illa ki tecrübe mi etmek gerekir yeniden.
Sözün özü insanların yalnızlaştığı bu çağda, size karşılıksız sevgisini sunan, çocuklarınıza birer kardeş, arkadaş, evinize neşe olan bu canlar, ağaçsız topraksız şehirlerimizde doğal ortamları insanlar tarafından gasp edilmiş halde ezilerek zehirlenerek açlıktan ölüyor öldürülüyor. Olanlara siyaseten değil vicdanınız ile bakın; İyi insan olmanın sevmekten, merhametten geçtiğini hatırlayın sevgiyle kalın.
Veteriner Hekim Ertuğrul Kum