Ailecek sık sık ziyaret ettiğimiz; sakin, şirin bir köy. Hem doğası hem insanları çok temiz ve el değmemiş kalabilmiş, insanı adeta zaman yolculuğuna çıkaracak kadar tatlı bir yer. Adem Amca’yı görmeye gelenler, o derin tevazuyu tanımadıkları ya da fark edemedikleri için çoğu zaman yanından öylece geçip gidiyorlar.
Küçük tezgâhlarda yerel ürünlerini oldukça amatör bir şekilde satan yaşlı bir teyze, el yapımı reçelini anlatırken "Biz de bilmiyorduk, Yaren öğretti bize," dedi. Bu ifade, anlayana o kadar çok şey anlatıyor ki... Bazen fırsatlar hiç umulmadık yerlerden gelir; önemli olan onu görebilmek ve bir değere dönüştürebilmektir.
Yine gözlemeci bir teyze çocukluğunu anlatırken, "Biz küçükken büyüklerimiz leyleklere çok iyi davranırdı; çocukların onları korkutmasına, onlara zarar vermesine asla izin vermezdi. O tavır, o iyilik; bugün bize böyle döndü," diyerek bu sürpriz turizm kapısını özetliyor.
Hayvanların, hayvanat bahçelerine hapsedilip sergilenen birer mahkûm olması şart değilmiş demek ki... Sevmek ve uyum sağlamakla da oluyormuş her şey. İstanbul’a sadece kedi görmeye gelen Avrupalı turistler varken bizlerin Avrupa’nın itlaf politikalarını taklit etmeye çalışması da ayrı bir ironi... Hayırlısı.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ertuğrul Kum
Eskikaraağaç, namıdiğer Leylek Köyü...
Ailecek sık sık ziyaret ettiğimiz; sakin, şirin bir köy. Hem doğası hem insanları çok temiz ve el değmemiş kalabilmiş, insanı adeta zaman yolculuğuna çıkaracak kadar tatlı bir yer. Adem Amca’yı görmeye gelenler, o derin tevazuyu tanımadıkları ya da fark edemedikleri için çoğu zaman yanından öylece geçip gidiyorlar.
Küçük tezgâhlarda yerel ürünlerini oldukça amatör bir şekilde satan yaşlı bir teyze, el yapımı reçelini anlatırken "Biz de bilmiyorduk, Yaren öğretti bize," dedi. Bu ifade, anlayana o kadar çok şey anlatıyor ki... Bazen fırsatlar hiç umulmadık yerlerden gelir; önemli olan onu görebilmek ve bir değere dönüştürebilmektir.
Yine gözlemeci bir teyze çocukluğunu anlatırken, "Biz küçükken büyüklerimiz leyleklere çok iyi davranırdı; çocukların onları korkutmasına, onlara zarar vermesine asla izin vermezdi. O tavır, o iyilik; bugün bize böyle döndü," diyerek bu sürpriz turizm kapısını özetliyor.
Hayvanların, hayvanat bahçelerine hapsedilip sergilenen birer mahkûm olması şart değilmiş demek ki... Sevmek ve uyum sağlamakla da oluyormuş her şey. İstanbul’a sadece kedi görmeye gelen Avrupalı turistler varken bizlerin Avrupa’nın itlaf politikalarını taklit etmeye çalışması da ayrı bir ironi... Hayırlısı.